doğal afetlerin topluma etkileri

 

DOĞAL AFETLERİN TOPLUM ÜZERİNDEKİ ETKİSİ



Doğal olayların, afetlere neden olmasında yeryüzü şekilleri, jeolojik yapı ve iklim özellikleri ile
birlikte insan faktörü de etkili olmaktadır. Türkiye, sahip olduğu bu özellikler bakımından önemli
risklere sahiptir. Ülkemiz deprem, heyelan, çığ, sel ve taşkınlardan afet boyutunda sık sık etkilenir.Meydana gelen bu afetler, önemli ölçüde can ve mal kayıplarına neden olur. Ayrıca doğal afetler yeryüzünü de değiştirir.
Afetler bölge ve ülke ekonomilerine zarar verdiği için bunların insanlar üzerinde de sosyal ve
psikolojik açıdan olumsuz etkileri olur. Böylesine önemli sonuçlara neden olan doğa olaylarının
meydana gelmeleri önlenemiyor olsa da bu doğa olayların zararlarının azaltılması mümkündür.
Örneğin iki farklı ülkede meydana gelen aynı büyüklükteki iki ayrı depremin verdiği zarar, çok farklıboyutlarda olabiliyor. Hatta bu durum aynı ülke sınırları içinde bölgeden bölgeye bile değişiklik gösterebiliyor. Örneğin Japonya’da meydana gelen depremler, Türkiye’de meydana gelen depremlerden daha az can ve mal kayıplarına yol açar. Bunda Japonya’nın depreme karşı aldığı önlemler etkili olmaktadır. Hasar boyutlarının farklı olması sadece depremler için değil sel ve taşkınlar, heyelan ve diğer afet türleri için de söz konusudur.
Ülkemizde en çok görülen meteorolojik tehlikeler; şiddetli yağış (yağmur, kar, dolu), sel, taşkın,
don, orman yangınları, kuvvetli rüzgâr, fırtına, çığ ve yıldırımdır. Doğal afetlerin oluşum sayıları
dikkate alındığında kuvvetli rüzgâr ve sellere bağlı olarak meydana gelen afetler ilk sırayı almaktadır. Dünya’da etkili olan 31 doğal afet türü; şiddetlerine, oluşum sürelerine ve etkilerine göre sıralanınca en önemlilerinin kuraklık, tropikal siklon, bölgesel sel ve taşkınların olduğu görülür. Bu afetlerin ortak özellikleri, önceden tahmin edilerek erken uyarıları yapılan meteorolojik afetler olmalarıdır.
Meteorolojik afetler için alınacak önlemler; acil durum planları, iyi çalışan bir erken uyarı sistemidir.
Bunlar olağanüstü hava olaylarına bağlı zararın azaltılmasını sağlayacaktır.
1970 yılında Bangladeş’te meydana gelen şiddetli bir tropikal siklon 300.000 kişinin ölmesine
neden olmuştur. Fakat gelişmiş uyarı sistemleri sayesinde benzer tropikal siklonlarda 1992’de
13.000, 1994’te ise sadece 20 kişi hayatını kaybetmiştir.


Deprem Ve Doğal Afetlerin Türkiye'de Etkileri

Tarih boyunca insanlar yerleşmek için ovalar,nehir ve deniz kenarlarını tercih etmişlerdir.Ülkemiz de ,diğer dünya ülkelerinde olduğu gibi fay kuşakları boyunca oluşan,çöküntü alanları üzerinde yer alan verimli avalar,nüfusun toplanmasına ve önemli yerleşim yerlerinin kurulmasına neden olmuştur.
Kuzay Anadolu Fay Kuşağı boyunca yer alan önemli yerlewşim merkezleri;Çanakkale,İstanbul,Balıkesir,Bursa,Bilecik,Kocaeli,Sakarya,Bolu, Kastamonu,Çankırı,Çorum,Amasya,Tokat,Erzincan,Van illeri ile bu illerin bazı ilçeleri.
Doğu Anadolu Fay Kuşağında yer alan yerleşim merkezleri;Bingöl,Muş,Malatya,Adıyaman,Kahramanmaraş,Hatay.
Karataş-Yumurtalık Fay Zonu üzerinde;Çukurova havzası ve Adana.
Ecemiş Fay Zonu üzerinde;Mersin,Kayseri.
Menderes Grabeninde;İzmir,Manisa,Aydın.
Sismik olarak etkin faylar üzerindeki yerleşim merkezleri;İsparta-Dinar,Afyon,Denizli,Uşak,Kütahya,Muğla,Burdur,Eskişehir,Antalya,Kırşehir,An kara,Kırıkkale.
İl , İlçe ve Köylerdeki Mesken Türleri

Fay kuşakları boyunca yer alan yerleşim merkezlerinde mesken türleri değişiklik göstermektedir.Fay kuşakları boyunca hakim olan yapı türleri yığma yapıdır.Doğu Anadolu'daki yığma yapılarda,kerpiç yapı egemendir.Özelliklle köylerde ,kerpiç evlerin yanısıra çevredeki malzemeye uygun olarak çamur harçlı ve hatıllı yığma yapılar da vardır.
Fay kuşaklarının orta ve batıya yakın olan ormanlık bölgelerinde ahşap ve bağdadi yapılar yoğunlaşır.Bu kuşağın orta-batı kesimine yaklaştıkça yığma yapılarda tuğla hakim duruma geçmektedir.İl ve ilçe gibi büyük yerleşim merkezlerinde betonarme yapıya eğilim fazladır.Çoğunlukla evler lüks olmayıp,aile ihtiyaçlarına göre düzenlenmiştir.
Deprem yönünden durum incelenirse,fay kuşakları üzerindeki yerleşim yerlerindeki hakim yapı tipleri doğuda depreme dayanıklı değildir.
Büyük yerleşim merkezlerindeki belediyelerde çoğunlukla afet-deprem konusunda uzman teknik elemanlar bulunmadığından yapılan yeni binalar da depreme dayanıklı değildir.Küçük yerleşim merkezlerinde bu konu hiç bilinmemektedir.Bütün olarak toplum ''Depreme Dayanıklı Yapı'' bilincinden yoksun bulunmaktadır.Bina yapımlarında rant,iklim ana unsur olarak yapı tarzına yön vermektedir.
Depremi yaşamış kesimlerde,deprem deneyiminin varlığı izlenmektedir.
Fay kuşakları boyunca yıkıcı bir deprem olması halinde doğu ve batı kesimlerde etkileri farklı olacaktır.Yıkıcı bir depremde doğuda hasar ve can kaybı büyük olacaktır.Ulaşım,malzeme eksikliği,teknik personel yetersizliği çevrenin kaderini olumsuz etkileyecektir.
Buna karşılık batıda,oluşabilecek bir depremde değişik csorunlar ortaya çıkacaktır.Bu kesim endüstri bölgesi kimliği taşımaktadır.Büyük yatırımların yapıldığı ve kalkınma yönünden büyük ümitlerin bağlandığı bir bölge olmuştur.Diğer bölgelerden nüfus çekerek kalabalıklaşmıştır.Bu kesimde olan depremlerde can kaybı ile birlikte verdiği hasar nedeniyle ülkenin gelişme hızını da etkilemiştir.Altyapı tamamen veye kısmen tahrip olmuş,yoğun nüfus nedeniyle bulaşıcı ve salgın hastalıklar görülmüştür.
Yıkıcı depremler nedeniyle yıkılan her 1000 bina için batıdaki can kaybı 58 iken,doğuda bu sayı 216'ya çıkmaktadır.Yine batıda yıkılan her binaya karşılık doğuda 2 bina yıkılmaktadır veya ağır hasar görmektedir.
Türkiye'de deprem ve doğal afetlerden korunma, zararları en aza indirmede,bugüne kadar alınan tedbirlerin istenilen gelişmeleri sağlayamadığını ve ilgili kurum ve kuruluşların gelişmiş ülkelerdeki benzerlerinin düzeyine çıkamadığı görülmektedir.
Bu nedenle fay kuşakları boyunca yer alan yerleşim merkezlerinde '' Deprem Kültürü'' yaratılmalıdır.
Okullarda depremle ilgili dersler verilmeli ve kurslar açılmalıdır.Bu kurslarda depremden önce ve sonra yapılacak çalışmalar çğrencilere ve kursiyerlere öğretilerek,bu bilgilerin daha geniş kitlelere ulaşılması sağlanmalıdır.
Depremle ilgili belgeseller hazırlanarak görsel ve yazılı basın aracılığıyla halk eğitilmelidir.
Fay kuşakları üzerinde bulunan yerleşim merkezlerinde çalışan teknik personel eğitimden geçirilmelidir.
Özellikle sanayi ve endüstri bölgelerinde,deprem yönetmeliğinin yeniden düzenlenerek çağdaş ve uluslararası normlara çıkartılıp uygulanması sağlanmalıdır.Mikrobölgelendirme çalışmaları,deprem risk analizleri yapılarak elde edilen parametrelere ve zemin cinslerine göre uygulamaya geçilmelidir.
Deprem anında ve hemen sonrasında felaket bölgelerine gösterilen büyük ilginin,deprem öncesine alınarak planlama ve uygulamanın sağlanması ile oluşabilecek büyük kayıpların önüne geçilebilir.

Yorum Yaz